Ibrahimibicek

Posts Tagged ‘Finans Merkezi

(Fortune Dergisi Eylül 2010 sayısında yayınlanmıştır.)

Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu 2006 yılında içerisinde başbakanlığa yaptığı ziyaret çerçevesinde İstanbul’un uluslararası bir finans merkezi olması ile ilgili düşüncelerini sunduklarında aslında Sayın Başbakan’ın da İstanbul’un sadece ülke için değil bölge için de çok önemli sosyal, ekonomik ve kültürel bir merkez olduğunu zaten finansal bir merkez gibi kabul edildiğini belirtmesi ve bu konuda ki düşüncelerinde birliğin aktif görev üstlenmesini istemesi devletin de bu konudaki yaklaşımlarının ve hassasiyetlerinin göstergesidir. (Bankacılar Dergisi, Sayı 63,2007)

Dönemin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekrem, İstanbul Finans Merkezi Projesi’nin vizyonunun, ilk aşamada bölgesel, ikinci aşamada ise küresel bir finans merkezi haline gelmek olduğunu belirtirken, “Bizim düşündüğümüz ilk 10 yıl içinde bölgesel, 30 yıl içinde de küresel bir finans merkezi olmaktır.’’ açıklaması ile İFM’nin vizyonunu da ortaya koyuyordu.

Peki uluslararası finans merkezi nedir, nasıl olunur ya da en önemlisi İstanbul nasıl bir finans merkezi olmalıdır? Elbette ki sadece bir cümle ile açıklayamayız bunları ama dünyadaki var olan finans merkezlerine baktığımızda her biri farklı özellikleri ile ön plana çıkıyor. Ön planda olan New York, Londra,  Tokyo, Singapur ve ön plana çıkan Moskova, Madrid, İsrail’i sayabiliriz. Ekonomik kriz sonrası Amerika ve Avrupa’daki mevcut durum dikkate alındığında artık yeni dönemde Londra ve New York’un yerine gözlerin Hong-Kong ve Singapur’da olacağını düşünürsek Londra-Hong Kong-Singapur hattında yeni bir finansal merkeze ihtiyaç olacaktır.

Londra-Singapur-Hong Kong hattı içerisinde İstanbul’a rakip olabilecek merkezleri Moskova,  İsrail ve Dubai olarak belirleyebiliriz. Bu hatta attığı adımlar ile Madrid’i de ekleyebilirdik fakat ekonomik kriz sonrası Yunanistan’dan sonra iflas edebilecek ülkeler listesinde Portekiz ile birlikte ilk sırada gelen İspanya’yı düşündüğümüz zaman Madrid’in yatırımcılar için cazip gelmeyeceği aşikâr bir durumdur.

Moskova’nın ön plana çıkmasının temellerinde de aslında bu sebebi, ekonomik kriz sonrası Londra-Hong Kong-Singapur hattında yeni arayışlar arama düşüncesini de sayabiliriz.2009 yılında Başbakan Vladimir Putin, 2010-2015’de altyapı için harcanmak üzere 550 Milyar$ için meclis onayı istemişti. Kremlin 2020’ye kadar bu miktarın en az 2 katını harcamayı planlamaktadır. Moskova her ne kadar Rusya’nın dünya üzerinde doğalgaz ve petrol üzerindeki hakimiyeti, her geçen gün büyüyen ekonomisi ve iş potansiyeli ile ön plana çıksa da Dünya Bankası’nın Rusya’yı iş yapılması en kolay 120. ülke olarak göstermesi, dünyanın en pahalı şehri olması(Mercer Uluslararası Hayat Pahalılığı Endeksi 2009 ),devletin serbest piyasa üzerindeki baskısı ve egemenliği, yolsuzluklar ve rüşvet ile ön plana çıkmış imajı, ulaşım altyapısının vasat seviyelerde olması, büyük şehirlerdeki suç oranının yüksek olması ve Rus Hükümeti’nin verdiği taahhütleri yerine getirmekte geç kalması ya da adım atmaması gibi nedenleri saydığımızda İstanbul’a göre geri planda kalabilme olasılığını taşıyordur.

İsrail ise her ne kadar Dubai’nin gerileyen pozisyonunda ön plana çıkma arayışları içerisinde olsa da uyguladığı politikalar, savaşçı yahut kavgacı yaklaşımları ve coğrafi konumu itibari komşuları ile arasındaki problemler sebebi, kısa vadede İstanbul’a rakip olabilecek durumda değildir.

Dubai’nin özellikle son kriz döneminden sonra uluslararası finans merkezi olma ihtimalini yitirdiğini ve buna İran Krizi’ndeki ambargoların getirdiği karmaşıklığı da eklersek İsrail’in bölgede bunu iyi değerlendirip yakın bir zamanda ön plana çıkacak hareketlerde bulunmasını beklemek sürpriz olmayacaktır. Böylelikle bölgede iki rakibin olması İstanbul içinde bir avantaj olacaktır.

İstanbul için en iyi iki örnek bu hattın iki ucundaki Londra ile Singapur olacaktır. Var olan dinamikleri iyi okumak ve bu iki finans merkezinin açıklarını, eksikliklerini ve karşılanamayan beklentilerini belirlemek İstanbul Finans Merkezi’nin daha da sağlam adım atmasını sağlayacaktır.

Londra dünyanın bankacılık merkezi ve Avrupa’nın ana iş merkezi olarak tanıtılmaktadır. İngiltere Avrupa’nın en büyük menkul kıymetler borsasıdır ve en büyük sigortacılık sektörü de bu ülkededir. Londra’yı öne çıkaran diğer etkenler uluslar arası bir emtia, türev ürünleri, döviz merkezi olmakla birlikte Hedge fonlarda da küresel konumda olmasıdır.  Uluslararası görüntüsü ve açıklığı, çok iyi ulaşım ve iletişim ağı,  Dünya Bankası’na göre İngiltere’nin en kolay iş yapılan 6.ülke olması, düzenleyici rejimi nitelikli iş gücü konuları ile rakiplerinden sıyrılırken, uygulanan vergi rejimi, ofis maliyetleri ve hayat pahalılığı ile liderlik pozisyonunda tehlike oluşturmaktadır. Lioyd’s sigorta, Omega Underwriting ve Hiscox iki yıl öncesinde yüksek vergilerden dolayı merkezlerini taşımışlardı. Ekim 2006’de HSCB, merkezini Londra’dan taşımaları durumunda yılda 750 Milyon $ tasarruf edeceklerini bildirmişti.

Singapur dünyadaki dördüncü büyük kambiyo işlem merkezi ve Asya Pasifik’in varlık yönetim merkezidir. Eğitim sisteminin kaliteli olması, nüfusun çoğunluğunun birden fazla yabancı dil bilmesi, istihdam da yabancılara da büyük oranda yer verilmesi yabancı firmaları buraya çeken en önemli sebeplerden sayılabilir. Sosyal konforun sağlanması, ulaşım ve iletişim kolaylığı, devlet müdahalesinin ve yolsuzluğun bulunmadığı, hayat şartlarının Londra’ya oranla daha kolay olması da Singapur’u öne çıkaran diğer etkenler olarak sayabiliriz. İstanbul ile karşılaştıracak olursak en önemlisi belki de kurumlar vergisi oranlarının daha rekabetçi olması ve finans sektöründeki vergi teşviklerinin yatırımcılara cazip gelmesidir.

İstanbul Finans Merkezi’nin var olan ve gelişmekte olan diğer finans merkezlerinden farklı olması ve bu farkını tüm piyasalara gerçekçi bir şekilde yansıtması gerekmektedir.

İstanbul’un var olan durumunu düşündüğümüzde nitelikli iş gücü alanında değerlendirme yapacak olursak, Türkiye’deki genç nüfusun çoğunluğu ve eğitim düzeyinin sürekli artması, rekabetçi bir ortamın oluşması ve bu durumun iş ve finans çevresine olumlu yansıması İstanbul’u diğer rakiplerine göre ön plana çıkarmaktadır. İmaj konusuna geldiğimizde ise turizmde parlayan yıldızı ve son zamanlarda THY’nin açılımları ile ismini duyurmasının yanında Amerika’da başlayıp tüm dünyaya yayılan ekonomik kriz sonrası tüm iş ve finans çevrelerinin bankacılık konusunda Türkiye’ye övgü dolu sözler söylemesi ve Amerika’nın da Türkiye’deki bankacılık sistemini incelemeye alması, İstanbul’un finans imajına da son zamanlarda katkı yapmaya başlamıştır. Fakat bunların yanında halen Türkiye’deki yasal sistemin finans merkezinin önünü açacak ve yatırımcıların hukuki haklarını garanti altına alacak gerekli değişikliklerin yapılmamış olması bu konuda ki bekleyişleri artırmaktadır.

Türkiye’nin son 5 yıldır bölgede ön plana çıkması, komşuları ile iyi ilişkiler gerçekleştirmesi, İslam coğrafyasına yeniden uzanması, Kafkaslar Ortadoğu Türki Cumhuriyetleri ve Balkanlar ile ilişkilerini geliştirmesi de Türkiye’nin dünyada popülaritesini artıran diğer konulardır. Kısaca Avrupa, Asya ve Ortadoğu arasındaki özel konumu sadece köprü görevi görme pozisyonunda kalmamalı ve bu üç bölgenin de merkezi olma konumu ön plana çıkarılarak İstanbul’un sadece bölgesel değil küresel finans merkezi olma projesinde daha derinden işlenmelidir.

İstanbul kalabalık nüfusuna karşın diğer finans merkezleri ile karşılaştırıldığında ulaşım ve iletişim kolaylığında da ön plandadır. Özellikle finans merkezi projesinin Anadolu yakasındaki Batı Ataşehir’de gerçekleştirilecek olması, Sabiha Gökçen Havaalanı’nın yakınlığı ve yeraltı treni projesinin bu yöne doğru gerçekleştirilecek olması da İstanbul’u ulaşım konularında en rahat finans merkezi olmaya taşıyacaktır. İFM özellikle ulaşım, altyapı ve ucuzluk konularında diğer finans merkezlerinden öne çıkacaktır.

İstanbul’un Finans Merkezi olma projesi artık yürürlüğe girmesi ile birlikte bundan sonraki süreç adımların hızlı bir şekilde atılmasıdır. Devletin serbest piyasadaki hâkimiyetini çekmesi, finans merkezinin ihtiyacını karşılayacak gerekli yasal düzenlemeleri yapması, vergi konusunda özellikle de Londra ve Singapur finans merkezlerini inceleyerek gerekli önlemleri alması ve bunların hepsini İstanbul’a yansıtması, Türkiye’deki bankaların da artık büyüme ve yurtdışına açılma konularında daha cesur ve atik davranmaları gerekmektedir. Türkiye ekonomik kriz sonrası kapitalizmin yara almasını, sistemin değişmeye başlamasını ve oluşan piyasada değişen dengeleri çok iyi okumalıdır. Yenidünya düzeninde eğer doğru adımlar atılırsa Londra, New York, Singapur ile birlikte İstanbul’da dünyanın en büyük finans merkezlerinden birisi olacaktır.

İbrahim İBİCEK

Çukurova Üniversitesi Makine Mühendisliği Öğrencisi

Kaynakça

ÖZİNCE Ersin, TBB Başkanlığı, Bankacılar Dergisi, Sayı 63, 2007

ÖZİNCE Ersin, Finansal Sektör – Uluslararası Gelişmeler ve Türkiye Deneyimi

AYSAN Dr. Mustafa A.  Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına Ulusal Uyum: Türkiye Örneği

www.bddk.org.tr

http://www.london.gov.uk

www.byegm.gov.tr

http://www.cmb.gov.tr

www.tbb.org.tr

http://www.cnnturk.com/2009/ekonomi/genel/02/04/istanbul.finans.merkezi.olma.yolunda/511899.0/index.html

http://www.zaman.com.tr/dizi.do?dizino=31

Yayınlanma ; Eylül 2010 Fortune Dergisi


Twitter

Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.

Popüler Yazılar & Sayfalar

Şubat 2020
P S Ç P C C P
« Ara    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
242526272829